31 Mart 2019 Yerel Seçimler

Seçimlerden sonra ortaya çıkan sonuçlar endişe vermektedir. 1994 yılında yapılan yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara belediyelerini kazanan AK Parti 25 yıl ülkenin en önemli iki şehrini yönettikten sonra yerini CHP’ye bırakıyor. Daha doğrusu Ankara’da bıraktı ama İstanbul’da bırakmamak için mücadeleye devam ediyor.

İstanbul seçimlerinde CHP adayı Sn. İmamoğlu’nun 20 bin civarı fark ile seçimi kazandığının belli olmasından sonra AK Parti’nin sonu gelmez itiraz süreci başlamış oldu. Bugüne kadar yapılmış olan, 16 Nisan Referandum’u ve 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP’nin itirazlarını kabul etmeyen ve oyları tekrar saydırmayan veya iptalini görüşmeyen YSK, 31 Mart seçimlerinde AK Parti’nin her itirazını kabul etmektedir.

Seçimin üzerinden 12 gün geçmiş olmasına rağmen ve yapılan yeniden değerlendirmeler ile Sn. İmamoğlu’nun rakibine olan farkı 13 bin oy seviyesine gelmesine rağmen hala mazbatayı vermeyen YSK çeşitli siyasi baskılar ile karşı karşıya kalmaktadır şüphesine yol açmaktadır.

İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder fikrinden hareketle İstanbul’u bırakmamak veya deyim yerindeyse yeniden kazanmak için her yolu deneyen AK Parti vatandaşlarda demokrasi rafa mı kalkıyor endişesine sebep olmaktadır.  25 yıl aralıksız İstanbul’u yöneten Ak Parti 5 yıl CHP yönetsin bir görelim bakalım neler yapıyor diyememektedir.  Bu yaklaşımı gösterememesi beraberinde pek çok şüpheyi getirirken Türkiye’yi dünyanın gözünde itibarsızlaştırmaktadır.

Diğer taraftan pek çok kamuoyu otoritesinden ve aydın kesimden Sn. İmamoğlu’nun da bir proje olabileceği ve FETÖ’nün bir uzantısı olduğu ve hatta CIA’nın direkt müdahalesi olabileceği yönünde uyarılar gelmektedir. Bütün bu uyarılara rağmen Ak Parti’nin geçmişine baktığımız zaman uzun süre zaten FETÖ ile tam ortak olduğu ve BOP projesinin bir ürünü olduğu yönünde iddialar bulunmaktadır. 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra FETÖ ile tamamen yollarını ayırdığını düşündüğümüz Ak Parti, geçen süre içinde FETÖ ile temasta olan pek çok kişi ile iletişimini sürdürdüğü görülmektedir. FETÖ ile mücadelesinde güven ve samimiyet vermeyen Ak Parti varken CHP’nin adayının bir proje olduğu iddiaları önemsiz kalmaktadır. Vatandaşlarda zaten uzun süre FETÖ ile ortaklık yapmış ve hala kopamamış olduğu iddia edilen Ak Parti varken neden varsayımsal olarak irtibatta olduğu söylenen CHP’yi desteklemeyelim, neden kan değişimi, zihniyet değişimi olmasın fikri gelişebilir.

Demokratik bir ülke ve devlet için hukukun üstünlüğü ilkesi vazgeçilmezdir. Hukukun bütün siyasi liderler dahil vatandaşların hepsi için eşit çalışması son derece önemlidir. İktidarı veya sermayeyi elinde tutan azınlık güçlü sınıf için hukuku ayrıcalıklı çalıştırırsak hiçbir makam ve mevki meşru olmayacaktır.

Gelecek nesillere ahlaklı, dürüst, verimli ve zengin bir ülke bırakmak istiyorsak öncelikle hukuku koruyacağız.

Ak Parti’nin önünde fazla seçenek bulunmamaktadır. İstanbul’u net delillere dayandırmadan sadece YSK’ya baskı yaparak masa başında almak veya seçimi tekrar ettirerek yeniden seçim yaptırtmak ülkeye büyük itibar ve maddi kayıp getirecektir. Geçmişe doğru yapılmış ve Ak Parti lehine sonuçlanmış olan bütün seçimleri de tartışmaya açacaktır. Cumhur ittifakı ile %52 civarında oy alarak ülkenin yönetiminde güvenoyunu  tescillemiş olan Ak Parti, bu gücünü de kaybedecektir. Ülke kendisini sonu gelmez bir karmaşanın içinde bulabilir.

Ak Parti, İstanbul seçimlerini baskı veya benzeri bir yöntem ile tekrarlatmaz ise ve sandıktan çıkan sonuca saygı duyarak CHP’nin adayı mazbatayı alırsa güzel günler çok uzak sayılmayabilir. Bu durumda ülke yönetiminde Ak Parti ve kadroları olurken, en önemli ve en büyük iki şehirde CHP kadroları olacaktır. İki önemli parti birbirini denetlerken, iki partinin ittifak yaptıkları kesimler de kendilerine temsil imkanı sağlayacaklardır.

Aklıselimin galip gelmesini ve ülkemiz için en hayırlı senaryonun gerçekleşmesini temenni ediyoruz.

Her zaman dürüstlük, çalışkanlık, üretkenlik ve ahlak kazansın diyoruz.