Tehlike Çanları Çalıyor mu?

Bir toplum için en endişe verici durum iktidar ile halkın gündeminin birbirinden kopmasıdır. İktidar kendi toplumunu belirlediği hedef doğrultusunda motive edebildiği kadar başarısını sürdürebilir. Bunu pek çok etkili yöntem ile Ak Parti bugüne kadar sürdürmüştü ancak pandemi sürecinin Eylül 2020’den sonra ikinci dönemi olarak adlandırabileceğimiz zaman diliminde artık halkın gündeminin uzağında kaldığını veya halkın gündemini yönlendiremediğini görmekteyiz.

Bugün itibarıyla bütün sosyal medya kanallarında gerçek vaka sayılarının neden açıklanmadığı, gerçek enflasyon rakamlarının ne olduğu, hukukun bozulması sebebiyle yabancı yatırımcının gelmediği, ülkemizin itibarının bozulduğu konuşulmaktadır. Hatta ilginç olarak ana akım televizyon kanallarının bazılarında da artık bu konular açıktan konuşulmaya başlanmıştır. Yine biraz önce dinlediğim bir TV programında ünlü bir Tıp Profesörü, “ben başından beri vaka sayılarının patlama yapacağını savunuyordum, hatta bu yüzden çok eleştiriliyordum” demektedir. Bunlar olurken iktidar partisinin bakanları ve Cumhurbaşkanı ise diğer ülkelerden çok daha iyi bir pandemi süreci yürütüldüğünü söylemekte, yarın yapılacak merkez bankası toplantısında faiz artışına gerek olmadığı anlamına çıkacak konuşmalar yapmaktadır. İktidara göre Türkiye’de hiç bir sorun yoktur, herşey gayet yolundadır, ekonomi büyümektedir, işsizlik azalmaktadır, yatırımlar artmaktadır, dünya üzerinde son derece itibar kazanan bir ülke konumundayızdır.

Tek adam rejiminin sıkıntıları açıktan ortaya çıkmaya başlamış olabilir mi?

Sayın Cumhurbaşkanı’nın güçlü karizmatik liderliği yüzünden yakın çevresindekiler kendisini uyaramıyor olabilir mi? Tek kişinin her konuya yetişmesi elbette mümkün değildir, yetkili bakanların kendisini doğru yönlendirmesi gerekir ancak süreç böyle ilerliyor mu? Yoksa yetkililerin gözünü kapattıkları bir döneme mi giriyoruz?

Kasım ayının başında bütün okulların en kısa sürede açılacağını kürsüden ilan eden Cumhurbaşkanı 15 gün sonra açık olan okulları da tamamen yıl sonuna kadar kapatmak zorunda kalıyor. Burada önemli bir sorun olduğu aşikardır. Büyük ihtimalle yanlış yönlendirilmektedir. Peki kendisi bunun farkında mı?

Dışarda halkın hemen her ferdi gerçek vaka sayılarının neden açıklanmadığını konuşurken iktidar tarafından bu konu hakkında tek kelime edilmemektedir.

Ekim ayı merkez bankası toplantısında piyasalar yoğun olarak en az 200p faiz artışı beklerlen MB bunu yapmamış ve hemen peşinden MB Başkanı görevden alınmıştı. Hemen arkasından hala ne olduğu belli olmayan bir devlet bakanına yakışmayan bir biçinde Damat istifa etmişti. İstifa edip etmediği bile 24 saat sonra resmi nitelik kazanmıştı.

Devlet özel şirket gibi yönetilemez. Bütün vatandaşların devlet üzerinde hakkı vardır. Kimse devletin sahibi değildir, olamaz.

İçeriden ve dışarıdan kuşatılmış olan Türkiye’de toplum huzurunu ve bütünlüğünü en üst düzeyde tutmalıyız. En küçük bir bölünme bir zaaf bütün düşmanların aynı anda üstümüze çullanmasına sebep verir. Böyle bir duruma mahal vermemek için iktidar sahiplerinin çok dikkatli davranması ve toplumun rasyonel beklentilerini aynen karşılaması gerekmektedir.