Yeni Türkiye

Büyük kısmı Anadolu’ya sıkışmış ve dört bir yanı işgal edilmiş içinde çok sayıda etnik köken barındıran Osmanlı Devleti’nden yeni bir ulus devlet yaratmak çok zordu ancak o zamanın koşulları altında büyük önder Mustafa Kemal Atatürk bunu başarabilmiştir. Yeni kurduğu devletin ismini yaklaşık iki bin yıldır Türkler olarak bilinen ve kavimler göçüne sebep olarak ve İstanbul’u fethederek yeni bir çağ başlatan bir halklar topluluğunun yurdu anlamına gelen Türkiye olarak koymuştur. Bu anavatan üzerinde yaşayan Kürtler’de Türkler’in bir koludur, bir parçasıdır. İki bin yıl boyunca Asya’nın bozkırlarından Avrupa’ya kadar beraber hareket etmişlerdir.

Osmanlı Devleti’nin parçalanmasının ana sebeplerinden bir tanesi bünyesinde barındırdığı değişik etnik kökenlerin bağımsızlık istekleriydi. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Osmanlı Devleti’nin çöküşünü hazırlayan yabancı güçler Kürtler üzerinden bölünme senaryosuna devam etmek istediler ve birkaç tane Kürt isyanı çıkardılar. Atatürk’ün vefatının ardından Türkiye’nin çok partili sisteme geçiş denemeleri sancılı oldu ve gerçek bir demokratik sistem uzun süre kurulamadı, ordu tarafından yapılan askeri darbeler ile sürekli olarak engellendi.

Türkiye’nin uzun süre ordunun yönetimi altında kalmış olması Kürtler açısından bir çok sorunun gelişmesine sebep olmuştur. Demokrasiye çok uzak bir anlayış ile yönetilen askeri sistemler Kürt halkını tanımayı reddetmiş, Kürtçe konuşulmasını yasaklamıştır. 1980 askeri darbesi sonrasında özellikle Diyarbakır askeri cezaevinde Kürt vatandaşlara uygulanan insanlık dışı işkenceler bir süre sonra PKK ismi altında bir terör örgütlenmesine yol açmıştır. 1983 yılından terör örgütü lideri Öcalan’ın tutuklandığı 1999 yılına kadar Türk Silahlı Kuvvetleri otuz bin askerden fazla şehit vermiştir, binlerce terörist öldürülmüştür. PKK’nın lideri Öcalan’ın tutuklanması ile terör saldırıları bitmişti ancak 2002 yılında AKP’nin iktidar olmasından kısa bir süre sonra yeniden başlamıştır.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) adı altında Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmeye yönelik girişimlerinin içinde Kürdistan’ın kurulmasının yer aldığını artık pek çok kişi görüyor ve biliyor. ABD politik yaşamı ve medyası ile iş dünyası içinde önemli ağırlığa ve etkiye sahip Yahudi vatandaşların lobi faaliyetleri ile Ortadoğu’da İsrail’in yalnız kalmaması amacıyla O’na dost olabilecek bir devlet yaratmak amacıyla Kürdistan uygulaması hayata geçirilmiştir.

Birinci dünya savaşı sonrasında haritada elle çizilmiş olan Irak, Suriye, Mısır, Libya gibi ülkelerin sınırlarını yeniden belirlemek zor olmayacaktır.

İlk olarak çeşitli bahaneler ile Saddam Hüseyin’i devirmek üzere Irak işgal edilir. Kısa süre sonra Irak’ın kuzeyinde Barzani önderliğinde “Güney Kürdistan” kurulur. Hemen sonra Suriye’de basit gözüken birkaç olay hızlı bir şekilde büyüyerek bir iç savaşa dönüşür ve Suriye’nin kuzeyi PKK’nın uzantısı olan PYD güçlerine bırakılır. Bu şekilde üç ayaklı Büyük Kürdistan haritasının iki ayağı tamamlanmış olur.

Türkiye’de BOP’un eş başkanı olduğunu itiraf eden Tayyip Erdoğan önderliğinde çözüm süreci adı altında başlatılan bölünme süreci henüz net olarak bilmediğimiz sebeplerden dolayı askıya alınmış gibi gözüküyor. Tahmine gerek bırakmayan ve net olarak gözüken Tayyip Erdoğan ile ABD’nin arasının bozulmuş olduğudur. Erdoğan’ın 2013 Mayıs ayında yapmış olduğu ABD ziyaretinin sabahı Hatay sınırında patlayan ve 50 kişinin ölümüne sebep olan bomba tesadüf olamaz. Ziyaretten döndükten kısa süre sonra Mayıs sonunda Cumhuriyet tarihinin en büyük halk isyanı Gezi Olayları ve üzerinden altı ay sonra AKP’nin eski müttefiki ve dostu Fettullah Gülen cemaati tarafından ortaya çıkarılan yolsuzluk dosyaları, Mısır’da ordunun Erdoğan yandaşlarına darbe yapması, Libya’da Türk konsolosluklarının boşaltılması, Musul’da İşid’in büyükelçimizi ve diplomatlarımızı kaçırması tesadüf olamaz.  Henüz sebebini bilmediğimiz bir anlaşmazlık yüzünden ABD, Erdoğan’ın üstünü çizmiştir.

Yanında hiç dostu kalmayan ve izlediği politikalar ile karşısında güçlü bir ittifak kurulmasını sağlayan Erdoğan ile AKP 2015 Genel Seçimlerinde iktidarı kuracak çoğunluğa ulaşamadılar. 13 yıl boyunca iktidar olmanın bütün gücünü kullanan bu yapı için artık çok daha zor bir süreç olacak gibi gözüküyor.

Yeni Türkiye’nin tam demokratik, hukukun tamamen bağımsız olduğu, bütün devlet kurumlarının denetime açık olduğu ve toplum vicdanını rahatsız eden yolsuzluk dosyalarının hepsinin yargılandığı bir ülke olmasını sanırım bütün vatandaşlar isteyecektir. Hukukun tam bağımsız olmasını kim istemez ki?

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinden Kürdistan’a toprak verilmesi veya özerklik verilmesi kabul edilemez bir durum olacaktır, bunu fark eden ABD geri adım atmış olabilir mi? Zaten bütün çevresi iç savaş ve ekonomik çöküntüler yaşayan ülkeler ile çevrili olan Türkiye’nin de benzer bir duruma girmesi zaten çalkantılı olan dünya dengelerini iyice sarsacaktır ve hiçbir büyük güç bu sarsıntıyı göze alamaz. Bence bu kadar büyük tehlikelere karşı Türkiye’yi koruyan dünya üzerinde bulunduğu çok önemli stratejik konumdur, bir de çok eğitimli aydınlık fikirli insanlarının varlığıdır.

Türkiye’de bir Kürt gerçeği vardır ve artık görmezden gelinmesi mümkün değildir, bu sebeple 2015 genel seçimlerinin vermiş olduğu çoklu temsil fırsatı çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Bu noktada elbette özellikle Kürt gerçeğine karşı çok sert ve uzlaşmaz gözüken tutum sergileyen MHP’ye düşüyor. Mhp’nin artık çatışma döneminin geçmişte kaldığını ve dünyanın uzlaşmalar üzerinden yönetildiğini ve çatışmayı sürdüren zihniyetin kazanma ihtimalinin olmadığını bilmesi gerekiyor. Kürt gerçeği görmezden gelinerek, baskı ile, asker ile, zor ile engellenebilseydi 90’lı yıllarda çoktan biterdi. Ayrıca hiçbir etnik kökenin bir diğerine zulüm yapması, kendisini üstün görmesi kabul edilebilir bir durum değildir. MHP’nin uzlaşmacı tutum takınmasına yapılan çağrılar kadar elbette HDP’nin de aynı tavır içinde olması ve öncelikle kesinlikle PKK’ya silah bıraktırması gerekmektedir. Silah bırakmayan bir PKK gölgesinde HDP’nin söyleyeceği tek bir kelime, muhatap alınacağı tek bir fikir olmayacaktır.

Yeni Türkiye ancak iki uç parti olan MHP ile HDP’nin uzlaşma tutumu ve CHP’nin olgun birleştirici tavrı ve AKP’nin kutuplaştırmadan ayrılmış, Erdoğan’ın vesayetinden çıkmış geniş temsil kapasitesi ile gerçekleşebilir.

Türkiye’nin önünde çok güzel ve büyük bir fırsat var, gerçekten büyük bir ülke olmak istiyorsak bunun gereklerini uzlaşma kültürü içinde gerçekleştirmeliyiz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir