MHP’nin Stratejisi

Genel seçimler sonrası ortaya çıkan yeni meclis tablosuna göre MHP’nin izleyeceği en iyi stratejinin ne olacağını ve muhtemel olarak hangi stratejiyi izleyeceğini anlamaya çalışalım.

 Öncelikle bazı tespitleri net olarak yapmamız gerekiyor.

  • Türkiye’nin hemen her yerinde en çok temsil yeteneğini sahip olan parti AKP’dir.
  • Seçmeni en eğitimli olan ve Türkiye’nin gelişmesine en çok katkı sağlayan seçmen CHP’dedir.
  • MHP tam olarak bir dindar Türk Milliyetçisi partidir.
  • HDP tam olarak bir Kürt Milliyetçisi partidir.

MHP’nin seçimlerin yapıldığı gece kesin bir dille kırmızı çizgiler çizmesi ve gerekirse çekinmeden erken seçime gideriz demesi yapılacak olan pazarlıklarda elini güçlendirmeye çalışmasıdır olarak yorumlayabiliriz yoksa hiçbir siyasi duruş bu kadar kesin ve keskin çizgileri taşıyamaz.  Seçimlerin üzerinden bir hafta geçtikten sonra MHP’nin demeçleri biraz daha yumuşamaya başladı, hatta bu yazının yazıldığı dakikalarda Ümit Özdağ, “Erdoğan meşrudur, dört bakan için yolsuzluk dosyası olmazsa olmazımız değildir” dedi. Bu beyandan da anlayabiliriz ki, MHP öncelik olarak HDP’yi sıkıştırmak yani bir anlamda çözüm sürecini bitirmek istiyor ve bunun için yolsuzluk dosyasını bile kapatmaya hazır olabilirim mesajı veriyor. Bu durumda eğer bir AKP – MHP koalisyonu olursa AKP yolsuzluk dosyalarından neredeyse tamamen kurtulmuş, hatta MHP tarafından aklanmış olur ve yolsuzluk konularına çok önem vermeyen MHP seçmeninden çok oy kaybetmeyebilir, hatta ilginç gelebilir belki ama AKP seçmeninden oy bile kazanabilir. Böyle bir birliktelik ile AKP yani dolayısıyla Erdoğan kendisini başkan yaptırmayan HDP’den intikam almış olabilir. Peki bu koalisyon ne kadar sürer?

Çözüm süreci gerçek anlamda bitirilirse bu karşımıza ciddi anlamda sorun olarak çıkacaktır. Mecliste bulunan bir HDP’ye güvenerek terör olmaz diyemeyiz. Böyle bir durumda HDP, biz PKK’yı tanımıyoruz, onlar bizim dışımızda silahlı bir örgüttür ve çözüm sürecinin bitmesi ile eyleme başlamışlardır diyebilir. MHP eğer kısa vadeli ve derin bir vizyon ile bakmazsa AKP ile bir koalisyona girecektir ancak bu birliktelik kısa süre için kendisi açısından kazançlı gibi gözükse bile orta vadede kaybetme ihtimali daha yüksektir. Olumsuz faturaların hepsi MHP’ye kesilecektir.

MHP’nin kendisi açısından ve Türkiye açısından izleyebileceği en doğru strateji ise uzlaşma üzerine kurulu olan CHP-MHP-HDP birlikteliğidir. Bunu başarabilirse Türkiye’ye büyük uzlaşı ve gelin sorunları çözelim mesajı verebilir. Olumsuzluklar kendi hanesine yazılmaz, daha çok CHP ve HDP hanesine yazılır. Bu koalisyon modeli için Erdoğan’a ve yolsuzluklara taviz verme zorunda kalmaz, sadece çözüm sürecini yürütelim ama Öcalan ile PKK devreden çıkacak diyebilir. Bu koşula kimse hayır diyemez, MHP’nin eli güçlenir.

Türkiye’nin güneyinde Irak ve Suriye’de bir Kürdistan oluşumunun olduğunu görüyoruz ve muhtemelen bu oluşumun asıl nihai amacı uzun zamandır hayatımızda yer alan meşhur büyük Kürdistan haritasını gerçekleştirmektir. HDP, bir taraf olarak bunu gerçekleştirmek için uğraşabilir, buna şaşırmayız ama MHP’nin de bunu engellemek için uğraşması lazım. İşte bu noktada, çatışma mı yoksa uzlaşma mı? Bu soru çok önemli bir biçimde karşımıza çıkıyor çünkü büyük ihtimalle bu sorunun cevabına göre Türkiye’nin bölünüp bölünmeyeceğini göreceğiz.

Çatışma her zaman daha çok baskı, daha az demokrasi, daha çok masraf ve PKK’nın elini güçlendirme demektir. Uzlaşma ise daha az masraf, daha çok demokrasi ve PKK’nın oyun dışı kalması demektir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir