Dünya Ekonomisi

Uzun zamandan beri gündemimizi meşgul eden FED’in faiz arttırma ihtimali Yunanistan’ın borç krizi ve Çin borsasının son üç hafta içinde yaklaşık yüzde 30 değer kaybetmesi ile geri planda kalmış gözüküyor. Çin’de bir süreden beri devam eden ve onlar  için asgari gereklilik olan %7 üzerine çıkamayan büyüme oranı, gölge bankacılık ve düzenlemesi ile denetlenmesi tam olarak sağlanamayan finans sektörü ile birlikte bir takım dünya spekülatörlerinin de katkısıyla panik havası yaratılması sebebiyle ciddi bir düşüş hatta bir anlamda çöküş yaşamaya başladı. Tavandan gerçekleşen %20 oranında bir düşüş genel olarak ayı piyasasına girildiğinin göstergesi olarak kabul edildiği için bazı ekonomistlere göre Çin ayı piyasasına girmiş bulunuyor ve bu satış dalgasının devamı bazı yukarı yönlü düzeltmeler ile beraber sürekli olarak gelecek deniyor. Çin’de yaşanan bu çöküşün zaten balon var spekülasyonları ile beslenen S&P 500 başta olmak üzere diğer ABD borsalarını tetikleyebileceği konuşuluyor. Yunanistan’ın Euro para birliğinden çıkma ihtimalinin iyice yükselmesi sebebiyle zaten baskı altında olan AB borsaları, Çin dalgası karşısında daha çok zayıflayabilir. ChnComp yaklaşık 3000 seviyesine kadar düşüşüne devam edebilir ama bu seviyenin altına gelmesi beklenmemelidir. Çin hükümeti kamu kuruşlarına kendi hisselerini satmamaları talimatını verdi, çeşitli hisse senedi destek fonları kurarak ve yatırım kuruluşlarına teşvikler vererek düşüşü sınırlandırmaya çalışıyor. Son 3 hafta içinde Çin borsasında kayıp Yunanistan’ın borcunun 15 misline ve İngiltere’nin 2014 yılı ekonomik büyüklüğüne ulaşmış durumdadır. Çin halkının çoğunluğunun borsalarda hissesi vardır, bu birazda halkın kumara meraklı olmasına bağlanıyor ama şimdi konumuz bu değil. Kredili işlemlerin artması ile borsalarda balon oluştuğunun düşünülmesi de düşüşü hızlandıran diğer etkendir.

Çin,  son 10 yılda gerçekleştirmiş olduğu ciddi büyüme ile ABD’yi geçerek dünyanın en büyük ekonomisi olma yolunda ilerliyordu ve eğer %7’nin üzerinde büyümeye devam edebilseydi 2018 yılında dünyanın en büyük ekonomisi olacaktır, hatta beş yıl önce yapılan bazı tartışmalarda 2018 yılından itibaren Yuan’ın rezerv para birimi olarak kullanılabileceği bile konuşuluyordu. Çin gibi çok büyük bir nüfusa sahip dev ölçekleri olan bir ülkenin sorunsuz bir şekilde büyümesini sürdürmesi beklenemezdi, bu sebeple bu düşüşü genel bir düzeltme olarak görebiliriz. Çin Başkanı Xi Jinping son derece iyi bir politikacı ve devlet adamıdır ve O’nun önderliğinde Çin borsası bu yılın son çeyreğinde toparlanmaya başlayarak yeniden yükselişe geçebilir. Çin konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli konu ABD ile arasında kızışmakta olan karşılıklı beyanatlardır. ABD, Çin’in pasifikte savunma niyetinden öte bir silahlanmaya gittiğini iddia etmeye başladı ve buna hiçbir koşulda izin veremeyeceklerini söyledi. Çin ise ABD’nin soğuk savaşa dönmeye heveslendiğini iddia etti. ABD ve Çin arasındaki rekabet 2016 yılından itibaren artarak devam edecek gibi gözüküyor.

ABD’nin Yunanistan borç krizi ve Çin etkisi yüzünden artık faiz arttırmama ihtimali vardır, Eylül ayında 0,25 puanlık göstermelik bir artış yapmazsa 2015 yılı içinde bir daha artış yapamaz ve 2016 yılında da istediği koşullar bir daha oluşmayabilir. Bu yüzden Eylül ayı Fed için son fırsat olabilir ve faiz artışını yapabilir.

Yunanistan’ın Euro para birliğinden çıkması Euro için sonu gelmez tartışmalara sebep verecektir ve büyük ihtimalle zaten Euro’dan pek hoşnut olmayan İspanya ile İtalya’da çıkmak isteyecektir zaman içinde. Bu sebeple Almanya gururunu bir kenara bırakabilirse Yunanistan’ın şartlarını kabul edebilir ve orta vadede AB toparlanabilir ancak Almanya Yunanistan’ın çıkmasına izin verirse bu durum AB’nin orta vadede çökmesine ve birliğin bozulmasına yol açabilir. Böyle bir sonuca sebep vermeyeceklerini düşünerek Yunanistan’ın şartlarının kabul edeceğini söyleyebilirim.

ABD, ekonomik açıdan çok zayıflamış bir Rusya, borsası çökmüş bir Çin, Yunanistan ile boğuşan bir AB’ye göre özellikle İran ile iyi giden görüşmeleri ve İran ile yapılacak olan muhtemel anlaşmaları da göz önüne alırsak durumu en iyi gözüken ülke olarak ön plana çıkıyor. Eylül ayında yapacağı 0,25 puanlık bir artış ile Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde kısa süreli bir fırtına yaratabilir ama dünya ekonomisinde yerine iyice sağlamlaştırır.

FED’in Eylül ayında faiz arttırması Türkiye için diğer gelişmekte olan ülkere göre sadece bir fırtına olarak kalmayabilir ve kusursuz bir fırtınaya dönüşebilir. Türkiye’nin önünde en büyük sorun kurulması zor gözüken koalisyon hükümetidir. Türkiye, Kasım 2015 tarihinde erken seçime gitme kararı alırsa ve bu süreçte FED faiz artırımı ile karşılaşırsa USD/TL 2,8 sınırını aşabilir, 2,8 – 2,9 bandında işlem görebilir ve Bist100 ise 76 bin ve söylemlerin durumuna göre 72 bin seviyelerine gerileyebilir ancak 72 bin altına düşmez. Bu kötü senaryoya göre Kasım tarihli erken seçim sonrasında mutlaka bir hükümet kurulması gerekir yoksa Türkiye telafisi zor zararlar görebilir.

Kısaca XAU/USD yani ons altın fiyatlamalarına bakarsak, Fed faiz artırımı ile 1100 seviyelerine doğru geri çekilme ve sonrasında düzenli olarak 1400 seviyesi hedefli yükselme beklenebilir. Uzun süre baskı altında kalan altın 2015 sonuna doğru artık yükselişe geçebilir. Çin ve ABD arasında gelişebilecek bir gerginlik fiyatlamaları oldukça yukarı çekebilir ama bunun 2015 yılı içinde kısa vadede olacağını sanmıyorum.

Özetle, en iyi ve en başarılı ekonomi ABD olmaya devam ediyor, AB; eğer Euro yani Yunanistan sorununu çözemezse büyük sorunlar ile yüzleşir ve durumu kötüye doğru gider. Çin büyümeye devam edecektir ancak ABD için en büyük tehdit olacaktır ve bu durum kaçınılmaz olarak gerginlikler yaratacak gibi gözüküyor. Önümüzdeki dönem 3 ayrı bölgede güçler savaşını görüyor olacağız. Çin, Rusya ve ABD, Japonya ile pasifik bölgesinde; Çin, Rusya ve ABD, AB ile Avrupa bölgesinde, ABD, İsrail, Suudi Arabistan ve Rusya, Suriye, İran ile Ortadoğu bölgesinde mücadele seyrediyor olacağız.

Türkiye’nin bu denklemler içinde nerede duracağı büyük önem taşıyor, İran’ın ABD ile yakınlaşması ve Ortadoğu’da Kürt Devleti oluşumu Türkiye için kritik bir süreçtir. ABD ile arası bozuk olan ve AB tarafından itibar görmeyen, Çin ve Rusya ile tarih boyunca dostluk kuramamış olan Türkiye’yi yeni kurulacak hükümet yeni politikalar ile uluslar arası kamuoyuna kabul ettiremezse ciddi bir yalnızlık bekliyor olabilir.

Siyaset ekonomi için yapılır, ekonomi siyaseti belirler.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir