Kapitalizm

Kapitalizm bazı kişilere göre insan doğasının sonucudur, insan zaten doğası gereği ego sahibidir ve paylaşmayı istemez, fırsat elde ettiğinde bulunduğu ortamda en güçlü olmak ister, kendisini diğer bütün canlılardan üstün görmeye eğilimlidir, en doğruyu kendisi yapar, en iyi kendisi bilir.

Şehir yaşamı kurulmadan önce kabileler halinde yaşayan özellikle göçebe toplumlarda fiziksel olarak en güçlü olan kişi liderdi. Kabilenin diğer üyeleri kendilerine su, yemek ve barınak bulabilecek bu güçlü kişinin dediklerini yapardı, kendisinden daha güçlü birisi gelip onun yerini alana kadar ona itaat ederlerdi. Kabileler genişledikçe,  alet kullanımı arttıkça ve diğer kabileler ile karşılaşmaya başlayınca kıyaslama dönemine girildi. Onların bulunduğu yerde daha çok su var, onların bulunduğu bölge daha yeşilmiş, daha çok ekin varmış denerek savaşlar başladı. Savaşlar beraberinde görüşmeleri ve ticareti getirdi, ticaret ve savaş artık liderlik konumunda sadece fiziksel güç değil aynı zamanda zeka gerektirmeye başladı. Kim daha iyi diplomasi yaparsa kim kendisine daha çok kabile bağlarsa o daha güçlü olacaktı.

Devletler kuruldu ve şehir yaşamına geçildi. Devlet, kurulduğu zamandan beri halkın güvenliğini, yaşamını garanti altına almayı vaat eden ve halkın üzerinde kutsal bir kavram olarak bilindi. Devleti kuranlar aslında bütün gücü elinde tutanlardı, ticareti yönlendiren, gıda ve su alanlarını koruyan ve dağıtan, ordular kuran ve savaş kararları alan, toplum kurallarını koyan onlardı, halk içinde kurallarına uymayanlar olursa ceza verme yetkisine sahiptiler. Devletler gelişti ve dinler geldi, dinler yeni itaat alanları açtı, dinleri yönetenler kendilerine yeni rant alanları buldu. Devlet ile din zaman zaman çatışmış olsa bile aslında birbirlerinden beslenmişlerdir. Güçlü olanların yani yaşamsal hammaddelerin yönetimini elinde tutanların tek mücadelesi bunu korumak üzerine kuruldu. Hukuk sistemi kuruldu ve hükümdarların çıkarlarına göre düzenlendi.

Fransa’da başlayan reform ve rönesans hareketi ile, İngiltere’de yaşanan sanayi devrimi ile yeni bir çağ başladı, artık globalleşen bir dünya oluşuyordu, ticaret devasa boyutlara gelecek, dünyanın bütün milletleri birbiri ile ticaret yapabilecek ve hakları modern hukuk ile korunacaktı. Devasa ticaret oluşumu beraberinde dünya kaynaklarının yeniden paylaşılmasına sebep verdi ve kaçınılmaz olarak iki tane dehşet tahrip yaratan dünya savaşı yaşandı. Yaşanan dünya savaşlarından ABD yeni bir güç olarak doğdu ve dünyanın kapitalist yani sermaye sistemine yön vermeye başladı.

ABD’nin kendisine ihtiyaç duyulması ve müdahalelerinin meşru kılınması amacıyla çeşitli düşmanlar yaratma veya potansiyel düşmanları destekleme politikası her zaman tutmuştur. Önceleri komünizm sonraları ise İslam ülkeleri kaynaklı terörizm tehditleri ile başlangıçta silah üretimine dayalı ekonomisini zaman içinde teknolojiye dayalı katma değerli ürünler ile destekleyerek dünya üzerinde gücünü pekiştirmiştir. 1980’li yıllardan başlayarak geliştirdiği finansal piyasaları ile dünya kapitalist düzeninin en etkili sembolü ve temsilcisi olmuştur. Silah ve teknoloji destekli ekonomisini paradan para kazandıran finansal piyasalar sayesinde adeta rekabet edilemez seviyeye getirmiş ve dünya düzenine istediği gibi yön verebilecek konuma ulaşmıştır.

Dünya savaşlarından sonra dünya düzenine yön verebilecek gücü elinde bulunduran ailelerin elbette bu güçlerinden vazgeçmeleri beklenemez, büyük ihtimalle onların yerinde kim olsa aynı şeyi yapar ve gücünü korumak üzere mücadele ederdi.

Kapitalizm günümüzde hukuk ile korunmuş olan modern kölelik sistemidir. En zenginler ile en fakirler arasındaki yaşamsal kalite farkı ve ekonomik güç farkı sürdürülebilir değildir. Aynı durum ülkeler için de geçerlidir elbette. Karl Marx’ın, sosyalist bir düzen ancak kapitalizm en üst seviyesine ulaştıktan sonra mümkün olacaktır lafı gerçekleşebilir.

İlkel dönemlerde fiziksel güç ile ana yaşam kaynaklarını elde etme ve yönetme dürtüsü günümüzde devşirilmiş zeka ile hala devam ediyor. İnsanoğlu; en iyi ben bilirim, en iyi ben yönetirim, ben herkesten üstünüm tavırlarını bir gün gelecek ve bırakacaktır.

Dünyanın bütün insanlar için ortak yaşam alanı olduğunu anladığımız gün gelecek kuşaklar için ortak kararlar alabileceğiz ve o zaman kalıcı bir barış ve gerçek bir atılım bizi bekliyor olacaktır.

 

“Kapitalizm” için bir yorum

  1. En guclunun (guclu goreceli bahsettigin gibi fiziksel, beyinsel vs) lider olmasi sadece insanliga ait bir ozellik degil. Pack animal denilen cogu predator hayvanlarda da cok yaygin. Bu kapitalismden ziyade, neslin devami icin guclulerin kalmasi secilmesi ile alakali sanirim.
    Bu yuzden kapitalism ile dogdugumuza inanmiyorum ama oyle bir egitimden gecirilip kapitalist yapildigimizi dusunuyorum.
    Kolelik sistemi konusuna da katiliyorum 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir