Brain

Dünyanın ABD, Almanya, Japonya gibi teknolojik açıdan gelişmiş ülkelerinde en çok konuşulan konu nedir biliyor musunuz? İngilizce’de beyin anlamına gelen “brain” konuşuluyor ama aslında bu ironik bir biçimde konuşulan konuların baş harflerinden tesadüf eseri bir araya gelmiş bir kelime.

Bio, Robotics, Artificial Intelligence, Nano (Brain) içinde bulunduğumuz yüzyıla damgasını vurarak şekillendirmesi beklenen teknolojilerdir. Bu konularda geliştirilen her teknoloji yaşamlarımızda devrimsel nitelikte değişimlere yol açabilir.

Bioloji biliminin gelişmesi ile birlikte insan gibi görünen robotlar yapılabilecek, genetik bilimine katkılarıyla beraber pek çok hastalığa çare bulunabilecektir.  Biolojiyi sadece insanlar için düşünmemek gerekiyor, bütün canlılar için geçerli olan bu bilim dalı, dünya yaşamını canlıların hepsi için değiştirebilecek yeniliklere açık tutuyor.

Robot teknolojisi aslında geçtiğimiz yüzyılın bir fantezisiydi, bilim kurgu filmlerinde, çizgi romanlarda görmeye alıştığımız robotlar artık bu yüzyılda ve yakın zamanda yaygınlaşacak gibi duruyor. Aslında seri üretime geçen sanayi ve imalat sektörleri ürün yapımında fabrika içi süreçlerinde robot makinalardan destek aldılar. Bilgisayarların gelişmesi ve dijital devrim ile birlikte programlanabilen ve sıfır hata ile çalışabilen robotlar yapıldı. Ürün üretimini çok büyük ölçüde hızlandıran ve hata oranını büyük ölçüde düşüren bu robotlardan sonra önümüzde yapay zekaya sahip ve gündelik hayatta bize yardımcı olabilecek arkadaş versiyonları var. Evin içinde getir götür işlerini bile yapabilen bir robot düşünsenize, sizin komutlarınızı anlayan ve kapıyı açarak çöpünüzü dökebilen bir robot çok faydalı olmaz mı? Peki, sizin ağız tadınızı bilen ve mutfağınızda bulunan ürünleri bitince markete sipariş veren, maketten evinize gelen ürünleri alarak mutfakta yerlerine yerleştiren bir robot nasıl olurdu?

Yapay zekanın ilk örneklerini aslında bilgisayarların işletim sistemleri ile görmüştük.  Cep telefonlarının süratli gelişimi ile ceplerimize giren işletim sistemleri aslında gelişmekte ve öğrenmekte olan birer yapay zekaydı. Günümüzde yapay zekanın insan zekasını geçmesine izin verilmemesi gerektiği tartışmaları yapılıyor çünkü bazı araştırmalara göre gelişim bu hızda devam ederse içinde bulunduğumuz yüzyıl bitmeden önce bilgisayarların yapay zekası insan zekasının ilerisine geçecek ve bilgisayarlar insanların yerine karar verebilecek duruma gelecek, ya dünyamızı ele geçirirlerse?

Nano teknolojinin en güzel örneklerini kendi kendini temizleyen duvar boyalarında, bakteri tutmayan ev halıları ve kumaşlarda görebilirsiniz. Tabi en önemli gelişim ve katkı aslında tıp dünyasında yaşanmaktadır. Damarınıza girecek bir mikro hekim sizin bütün vücudunuzu gezerek rahatsızlıkları tespit edecek ve sizi tedavi edebilecek.

Bütün bu önemli gelişmelerin hepsinin en çok katkı yaptığı alan aslında uzay bilimidir çünkü hepimiz biliyoruz ki bir gün dünyamız yaşanmaz bir hale gelecek ve biz o zamana kadar kendimize yeni bir dünya bulamazsak insan ırkının sonu gelecek. Bu sebeple Nasa insanlı Mars projesini devam ettirmektedir.

Türkiye’de son yıllarda artan çatışma ortamı, gerginlikler, kişisel hırslar, çıkar çatışmaları, yolsuzluklar, göz boyamalar, yerli otomobil yapma hevesleri, insanları ayrıştırma ve ötekileştirme politikaları, inşaat sektörü üzerinden rant sağlama devam ederken başta ABD olmak üzere dünyanın gelişmiş ülkeleri BRAIN üzerine çalışıyorlar ve maalesef bizden çok daha ileri seviyelerde yaşam sürüyorlar. Bu sebeple en kısa sürede içinde bulunduğumuz eski siyaset anlayışından hemen vazgeçerek teknoloji odaklı yüksek katma değer yaratan sektörleri destekleyen yeni nesil siyaset anlayışını benimsemeliyiz. Birlikten güç doğar anlayışı ile bölen ayrıştıran değil birleştiren ilkeleri savunmalıyız. Enerjimizi çatışmaya, entrika üretmeye değil, yeni keşifler yapmaya, teknoloji yaratmaya, daha iyi ekonomik koşullar oluşturmaya harcamalıyız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir