Ortadoğu

Ortadoğu bataklığının oluşmasına katkı yapan ülkelere buradaki pisliğin bir gün bulaşabileceği her zaman söyleniyordu. Soğuk savaş döneminde dünyanın direklerinden bir tanesi sayılan Mezopotamya bölgesi ABD ve SSCB arasında ciddi bir rekabete sahne olmuştu. Afganistan ve İran’da rejim değişiklikleri yaşanmış, İran ve Irak yedi yıl süren bir savaşa sürüklenmişlerdi. Soğuk savaşın bitmesinden sonra bütün dünyayı ele geçiren kapitalist sistem, yani bir anlamda tüketim ile büyümeye dayalı ekonomi anlayışı önemli bir enerji kaynağı olan petrolün önemini artırmıştı. Bu sefer Ortadoğu’nun zengin petrol yataklarına sahip ülkeleri enerji stokları açısından önemli hale gelmişlerdi.

Dağılmış olan SSCB, kapitalist sisteme uyum sağlamaya çalışırken ABD dünyanın tartışmasız en güçlü devleti haline geldi. Dünyanın tek süper gücü olan ABD, bulunduğu konum gereği dünya siyasetinde oyun kurucu rolünü agresif bir biçimde yürütmeye başladı. Yeni Ortadoğu düzeni gereği tek adam rejimleri ile yönetilen ülkelere demokrasi getirmeyi kendisine görev saydı. Bir zamanlar kendisinin desteklediği Irak ile bu işe başlamak en doğru seçenekti. Irak’ı savunacak başka bir ülke yoktu, rahatça Saddam’ı indirebilir ve Irak halkına demokrasi getirebilirdi. Irak işgalinden hemen sonra Suriye’de iç savaş çıktı, Libya, Tunus ve Mısır’da darbeler, halk ayanlanmaları yaşandı. Mısır’da ordunun karşı darbesi ile düzen sağlanabildi, Suriye’de Esad Rusya’nın desteği sayesinde ABD’nin beklentisinin aksine hala koltuğunda oturmaktadır. Libya ve Suriye’nin diğer bölgeleri ile Irak’ın bir kısmı İşid terör örgütü hakimiyetine geçmiş bulunuyor.

ABD’nin Ortadoğu politikaları başarısız mı oldu?

ABD, yeni dünya gerçeğini fark ettiği için politika değişikliğine gitti, artık ABD için Pasifik, Ortadoğu’dan daha önemli bir bölge haline geldi. ABD, soğuk savaş dönemi sonrasında kapitalist sistemin ana enerji ve tüketim kaynaklarından olan petrolün peşinde koşarken bir yandan da başka tür enerji kaynakları araştırmasını sürdürdü. Bir süre sonra kaya gazı gibi farklı enerjiler buldu, motorlu araçlarda elektrik enerjisini daha çok kullanmaya başladı, büyük ihtimalle uzay araştırmaları sayesinde daha etkin başka tür enerjiler de bulmaya çok yakın olabilir. ABD, yakın gelecekte petrolün eskisi kadar önemli olmayacağını gördü ve kendisi için en büyük tehlikenin büyüyen ekonomisi ile Çin olduğunu anladı. Çin aynı hızda büyümeye devam ederse dünyanın en büyük ekonomisi haline gelecek ve ABD’nin önüne geçerek oyun kurucu olacaktı. Bunu engellemek için dikkatini Pasifik bölgesine kaydırdı. Trans Pasifik ticaret anlaşmasını Japonya ile birlikte yaptı.

ABD, dikkatini Pasifik bölgesine kaydırınca Ortadoğu’dan aslında çekildi ve bölge Rusya ile AB’ye kaldı. Birinci dünya savaşı sonrasında parçalanan Osmanlı Devleti’nin mirasını İngiliz ve Fransızlar paylaşmışlardı. Bu yüzden bugün yine İngilizler Fransızlar ile ortak hareket edeceklerini ve İşid’i birlikte vuracaklarını söylüyorlar.

Türkiye, AKP’nin Yeni Osmanlı hayalleri ile bölgeye ağırlığını koymak istiyor ancak ne kadar başarabilir? Irak bile Musul’a asker gönderen Türkiye’yi tehdit edebiliyorken ve ABD Irak’ı haklı buluyorken, İran ve Rusya ateş püskürürken mümkün olamaz gibi gözüküyor. Sadece Katar’ın maddi desteği ile ne yapabiliriz? Bugün Ortadoğu’da ancak çok büyük bir askeri güç ile başarılı olunabilir, Türkiye her ne kadar dünyanın önemli askeri güçlerinden bir tanesi olsa bile aynı anda bazıları süper güç olan büyük ülkeler ile baş etmesi mümkün değildir.

Daha çok batağa saplanmamayı temenni ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir