Terör Gerçekleri

AKP’nin tek başına iktidar olarak çıkamadığı ve Erdoğan’ın başkanlık hayallerinin suya düştüğü Haziran 2015 seçimlerinden sonra bir düğmeye basılmış gibi Suruç katliamı ve PKK’nın polislere saldırısı ile terör olayları başlamış oldu. Bir anda çözüm sürecinde PKK’nın otoyolların altına patlayıcı yerleştirdiğini havaya uçan askeri araçlarımız ve şehitlerimiz ile öğrenmiş olduk. CHP’nin ve özellikle MHP’nin büyük basiretsizlikleri sayesinde Kasım 2015 seçimlerinde AKP yine tek başına iktidar oldu.

Erdoğan’ın başkan olabilme ihtimalinin yeniden ortaya çıkması ile birlikte terörle mücadele konusunda kararlılık vurgusu yapıldı ve Diyarbakır’ın merkezi sayılan ünlü tarihi ilçesi Sur’un hendekler, barikatlar ile kapatıldığını ve teröristlerin eline geçtiğini bir anda öğrenmiş olduk. Benzer şekilde Silopi ve Cizre’de teröristlerin kontrolüne girmişti.

Ergenekon davasında sahte deliller ile kurulan kumpaslar sonucunda TSK’nın vatansever subayları Cemaat operasyonları ve AKP’nin görmezden gelmesi ile etkisiz kılınmış cezaevine atılmıştı. O dönemden beri morali bozuk olan ve komuta kadrosu AKP’nin istediği gibi şekillenmiş olan ordumuzun vatansever subayları hendek, barikatlar ve patlayıcılar ile teröristlerin kontrolüne geçmiş olan ilçeleri temizlemek için son altı ayda 300’ün üzerinde şehit verdi.

Abd’nin Irak işgalinden beri bilinmekte olan büyük Kürdistan projesini AKP yeni duymuş olabilir mi? O dönemde aklı biraz siyasete çalışan ve gündemi takip eden herkes Irak’tan sonra sıranın Suriye’ye geleceğini ve en son Türkiye’ye geleceğini söylüyordu. Bu konuşmalar yapılırken hamasetle dolu olan kafası az çalışan vatandaşlar Suriye’nin bir Irak olmadığını ve kolay parçalanmayacağını ve hele hele Türkiye’nin ne Irak ne de Suriye olduğunu, asla parçalanmayacağını söylüyordu. Suriye’nin ne kadar kolay parçalandığını yaşayarak gördük ve sıra Türkiye’ye geldi.

Son 14 yıldır iktidarda olan AKP bütün bu olaylar gelişirken ne yapıyordu? Bugün mü YPG bir tehdit oldu?

Yüzbinlerce mülteci sınır kapılarına dayandığında durun bakalım ne oluyor ben bunları kendi ülkeme alamam ancak güvenli bölgede bakarım diyerek sınırın az ötesine geçemeyecek kadar nasıl acil kaldı?

Güneydoğu ilçelerinde yüzlerce hendek kazılırken, teröristler kontrolü eline geçirirken bu devlet nasıl seyretti?

Erdoğan’ın başkanlık hayallerini gerçekleştirmesi için milliyetçi kitleyi konsolide etme çabaları terör operasyonları ile başarılı oldu ancak aynı zamanda gerçekten vatansever olan cumhuriyetçi kitle üzerinde de ülkenin geleceği hakkında duyulan rahatsızlık ve endişe duygularını arttırmaya başladı.

Ankara’da Devlet Sokağın’da askeri servis araçlarını hedef alan terör saldırısı sonrasında milletin kafasında soru işaretleri daha çok oluşmaya başlamıştır. Saldırının hemen ertesi günü Davutoğlu’nun YPG tarafından yapıldığını söylemesi pek inandırıcı gelmemiştir. Türkiye hariç birçok büyük ülkenin desteğini alan ve terörist örgüt olarak tanınmayan YPG’nin ancak aptal olması lazımdır Türkiye’ye kendisini vurabilmesi ve dünyaya işte terörist örgüt diye tanıtabileceği kozu verecek böyle bir saldırıyı yapması için. Diyelim ki gerçekten YPG yaptı, o zaman büyük ve güçlü bir ülke olarak hadi YPG mevzilerini yoğun olarak bombalayalım. Hadi sınır ötesi bir harekat ile fırsat bu fırsattır diyelim ve YPG’yi püskürtelim.

Sınırından yaklaşık 50km uzakta olan Süleyman Şah türbesini koruyamadığı için sınırın dibine taşıyan bir ülke nasıl sınır ötesi operasyon yapacak? Rus uçağını düşürerek artık Suriye hava sahasına giremeyen hava kuvvetlerimiz nasıl bombalayacak?

Altalta yazınca ne kadar büyük hatalar yapıldığı daha net görülüyor. Artık milletin sabrı kalmamış olabilir. Terör saldırıları ve şehitler ile milliyetçi duyguları iyice kabaran halk savaş isteyebilir. Kürtlere karşı nefret duymaya başlayabilir ve bu durum hiç istenmediği yönde ilerleyerek bir iç savaşa dönebilir. Bir iç savaş ihtimalini ise halkın gazını almak için bir cephe savaşı yani bir Suriye müdahalesi engelleyebilir.

Bugün geldiğimiz noktada eğer AKP Türkiye’yi soktuğu bu karanlık yoldan döndürecek politikalar üretemezse veya üretmezse Gezi benzeri yeni ayaklanmalar, şehirlerde Türk Kürt çatışmaları, Suriye’de bir bölgesel savaş görebiliriz.

Bu yaşanan kanlı iktidar mücadelesinin gerçekten sadece Başkanlık için olduğunu düşünmek istemiyorum, pek ihtimal de vermiyorum ancak ciddi bir stratejik hata ciddi bir öngörüsüzlük olduğu son derece açıktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir