Genel Seçim Sonrası

Genel  seçimlerin vermiş olduğu en net mesaj vatandaşların tek adam rejimi istemedikleri ve çoklu tartışmalar ile ülkenin yönetilmesi gerektiğidir. Genel seçimlere kadar Sayın Erdoğan önderliğinde AKP, “biz yaptık oldu” yaklaşımı ile muhalefetin fikrini hiçbir zaman almadan tek başına kendi istediğine göre ülkeyi yönetmeye çalışıyordu. Son dönemde demokrasi, hukuk ve ekonomi alanında ciddi sorunlar ortaya çıkmıştı.

Genel seçimlerin sonuçlarını yanlış okuyan, yanlış değerlendiren parti bundan sonraki ilk seçimlerde ciddi oy kaybına uğrayabilir. Şu anda yüksel temsil oranına sahip son derece demokratik bir meclis ortaya çıkmıştır. Bu sonucun, partilerin veya kişilerin çıkarları için değil milletin iyiliği için değerlendirilmesi gerekmektedir.

Cumhurbaşkanı olarak Erdoğan görevi en yüksek oyu alan AKP’ye verecektir ve AKP diğer partiler ile koalisyon yapmak üzere görüşmelere, pazarlıklara başlayacaktır. Bu süreç içinde karşısına yolsuzluk iddiaları, bakanların yüce divana gönderilmesi, iç güvenlik paketinin değiştirilmesi, çözüm sürecinin nasıl ilerleyeceği konusu, milli eğitim ile ilgili değişiklikler ve cumhurbaşkanının kendi alanında kalması gerektiği koşulları gelecektir. Bu koşullardan yolsuzluk ve yüce divan konusunda bir taviz vermesi beklenemez, diğer konularda karşı taraftan alacaklarına göre belli ölçülerde tavizler verebilir.

Tayyip Erdoğan için cumhurbaşkanı sınırları içinde kalmak en doğrusu olacaktır, zaten dışına çıkma imkanının bundan sonra pek olacağını sanmıyorum. Seçim döneminde tarafsızlık ilkesini çiğneyerek meydanlara inmesi ve AKP için oy istemesi toplumda çok ciddi tepkilere sebep oldu, bu durumu kendisinin görmemesi mümkün değildir. Eğer AKP önderliğinde bir koalisyon kurulursa yine ülke yönetiminde etkisi devam edebilir ve her ne kadar gücü ciddi oranda azalmış olsa bile yine de belli oranda korumaya devam edebilir. Eğer başka bir parti ile AKP dışında koalisyon kurarsa Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı dışında herhangi bir gücü kalmayacaktır. Yapabileceği en fazla etki hoşuna gitmeyen yasaları veto etmek ile sınırlı olacaktır. Bir anlamda bir zamanlar Ahmet Necdet Sezer’in içinde bulunduğu duruma düşecektir.

CHP öncelikle hükümet kurma turunun kendisine gelmesini bekleyecektir. Bu yüzden AKP’yi ilk turda geri çevirecektir. Sonrasında MHP ile anlaşmaya çalışabilir ve oldukça mümkün gözüküyor ancak eskiden beri gelen Bahçeli’nin oyun bozan tutumunun devre dışı kalması gerek yoksa zaten erken seçin dışında başka çare kalmaz ya da bir CHP – AKP koalisyonu olabilir.

MHP bu seçimlerden sonra kilit parti durumuna gelmiştir ancak böyle durumları eski örneklere baktığımızda Bahçeli’nin pek iyi yönetemediğini görüyoruz. Eğer iyi yönetirse AKP’den kendisine oy kaymaları devam eder, yönetemezse erken seçim dahil yapılacak ilk seçimlerde ciddi oy kaybeder gözüküyor.

HDP bu seçimlerden gerçek anlamda zaferle çıkmış tek partidir. Yapacağı en iyi işler PKK’nın tasfiyesi ve Öcalan’ın etkisizleştirilmesi olacaktır. Bunları yaparsa güç kazanmaya devam eder, yapmazsa bir sonraki seçimlerde baraj sorunu yaşar. AKP ile koalisyon yapmama sözüne sadık kalacağını bekleyebiliriz, MHP ile de yakınlaşmak isteyebilir ve CHP ile koalisyona zaten girebilir. Bu durumda MHP belirleyici olacaktır.

AKP’nin hükümet dışında muhalefet olarak kalması işine gelebilir ancak hakkında çok sayıda bulunan yolsuzluk iddialarını ve yargı süreçlerini nasıl yöneteceği sorun olabilir. Erdoğan gerçek bir cumhurbaşkanı gibi davranabilirse bu süreçten avantajlı çıkabilir. Bir sonraki olağan seçimlerde yine partinin başına geçerek yeniden oyları yükseltebilir ancak kendisini cumhurbaşkanı olarak yıpratmaması ve yolsuzluk iddialarından kurtulması gerekir.

Özet olarak AKP için en uygun senaryo MHP ile yapacağı bir koalisyondur, Türkiye için en uygun birinci senaryo CHP – AKP, ikinci senaryo ise CHP – MHP – HDP koalisyonudur.

 

 

Türkiye Ekonomisi 2015

Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası FED’in faizleri bu senenin haziran ayında yükseltmesinin beklenmesi sebebiyle özellikle gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere dünya genelinde USD diğer para birimlerine karşı güçleniyor. Abd’nin geçen yıllarda içinde bulunduğu finansal krizden çıkmak için başlattığı parasal genişleme ile dünya üzerinde bollaşan USD faizlerin artması ve varlık alımlarının azalması ile birlikte anavatanı olan Abd’ye dönecek ve bunun durumun sonucunda dünyada USD’nin azalacak olması ile birlikte değerinin artması gayet normaldir.

Avrupa Birliği’nin içinde bulunduğu ekonomik daralma özellikle Yunanistan’ın borçlarını geriye ödeyememe riskinin devam etmesi sebebiyle gözle görülebilen net bir düzelme gösteremiyor. Avrupa Merkez Bankası’nın başlatmış olduğu parasal genişleme programı ile birlikte bu paranın tüketime gitmesi durumunda piyasalarda bir miktar iyileşme görebiliriz. Almanya’nın her zaman iyi giden ekonomisi son gelen verilere göre yine sürdürülebilir büyümesine devam etmektedir. Fransa ekonomisi daralmadan çıkmış ve büyümeye başlamıştır. İtalya ve İspanya’da toparlanma işaretleri gelmektedir. Yunanistan’ın borç ödeyebilme yeteneğini kazanması ile birlikte AB’nin toparlanması hızlanacaktır. ECB’nin başlatmış olduğu parasal genişlemenin etkisiyle euro/usd paritesi 1/1 seviyesine yaklaşmış olması bu toparlanmayı hızlandırabilir. AB bir anlamda kendi para biriminde USD’ye karşı devalüasyon yapmış oldu.

Rusya ise Ukrayna sorunları yüzünden Abd ve Ab’den yediği ambargolar sebebiyle oldukça zor durumda gözüküyor, gelirlerinin büyük kısmını petrolden sağlayan Rusya son altı ayda %50 civarında azalan petrol fiyatları yüzünden bu sene ekonomik olarak küçülecektir.

Çin ise son birkaç yıl yakalamış olduğu yüksek büyüme hızının bu sene altında kalacaktır. Fazla sayıda insan gücünün getirdiği ucuz emek ve inşaat ile bir kısmı dış kaynaklı imalat sektörünün getirmiş olduğu ani büyüme henüz tam olarak çözülememiş bürokratik, siyasi ve finansal sistem sorunları yüzünden yavaşlamıştır.

Japonya son dönemde mücadele ettiği deflasyonu yine parasal genişleme yaparak ve tüketimi canlandırarak aşmaya çalışıyor. Bir ölçüde başarılı olduğu gözüküyor ve Abd’de ile Almanya’dan sonra işlerin en çok Japonya’da yolunda gittiğini söyleyebiliriz.

Türkiye yukarıda özetlenen koşullar içinde aslında çok ilginç bir durumda bulunuyor. En büyük riski olan cari açık sorununa petrol fiyatlarında düşüş müthiş faydalı olmuştur, dolar kurunda yükselişten diğer gelişmekte olan ülkelere göre daha az etkilenmişti ve bist100 rekor kırmaya doğru gidiyordu ancak Cumhurbaşkanı’nın merkez bankasına alenen müdahale etmesi ve baskıyı sürdürmesi sonucunda önce finans piyasalarında algı sonra ekonomik göstergeler bozuldu, yabancı sermayenin ürkerek ülkeden çıkmaya başlaması ile yerli yatırımcının da morali bozuldu. Dolar kuru aşırı düzeyde yükseldi ve dalgalanmaya bırakıldı. Bundan sonra merkez bankasına olan güvenin derhal tesis edilmesi ve asla müdahale edilmemesi gerekiyor. En büyük kazanımı olan coğrafi konumunun sayesinde Türkiye büyük bir hata yapmazsa dünya genelinde yaşanan ekonomik değişimlerden zarar almadan hatta yarar sağlayarak çıkabilir. En büyük ihracat yaptığı AB’nin bu seneden itibaren toparlanacak olması Euro’nun TL karşısında daha fazla değer kaybetmemesi koşuluyla faydalı olacaktır. Euro/TL daha fazla değer kaybetmez çünkü Abd, USD/EURO’nun 1/1 seviyesinin altına gelmesine izin vermeyecektir. Parite 1,1-1,2 aralığına oturur sanıyorum. Fed’in faiz artırımı kademeli olarak gerçekleşecektir çünkü doların dünya genelinde daha fazla hızlanarak değerlenmesi artık ABD’nin işine gelmez. Türkiye’de dolar kuru Fed’in makul miktarda Haziran ayında faiz artırımını satın almış durumdadır. Dolar kuru 2,7 seviyesini aşmayacaktır ve 2,55 civarında kendisine yer bulur sanıyorum. Türkiye, kamunun neredeyse sıfır borçlu durumu, Sayın Babacan ile konusuna hakim uzman kadrosu ve dinamik özel sektörü ile önümüzdeki seçim riskine rağmen ekonomisini büyütmeyi normal koşullarda başaracaktır, tek engel siyasi arenada gerçekleşebilecek olağan dışı bir çalkantı olabilir.

 

Türkiye eğer siyasi olarak içeriden kişilerin bireysel egolarına dayalı ciddi bir darbe almazsa dünyanın parlayan yıldızı olmayı güçlenerek sürdürecektir.