Türkiye Ekonomisi 2015

Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası FED’in faizleri bu senenin haziran ayında yükseltmesinin beklenmesi sebebiyle özellikle gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere dünya genelinde USD diğer para birimlerine karşı güçleniyor. Abd’nin geçen yıllarda içinde bulunduğu finansal krizden çıkmak için başlattığı parasal genişleme ile dünya üzerinde bollaşan USD faizlerin artması ve varlık alımlarının azalması ile birlikte anavatanı olan Abd’ye dönecek ve bunun durumun sonucunda dünyada USD’nin azalacak olması ile birlikte değerinin artması gayet normaldir.

Avrupa Birliği’nin içinde bulunduğu ekonomik daralma özellikle Yunanistan’ın borçlarını geriye ödeyememe riskinin devam etmesi sebebiyle gözle görülebilen net bir düzelme gösteremiyor. Avrupa Merkez Bankası’nın başlatmış olduğu parasal genişleme programı ile birlikte bu paranın tüketime gitmesi durumunda piyasalarda bir miktar iyileşme görebiliriz. Almanya’nın her zaman iyi giden ekonomisi son gelen verilere göre yine sürdürülebilir büyümesine devam etmektedir. Fransa ekonomisi daralmadan çıkmış ve büyümeye başlamıştır. İtalya ve İspanya’da toparlanma işaretleri gelmektedir. Yunanistan’ın borç ödeyebilme yeteneğini kazanması ile birlikte AB’nin toparlanması hızlanacaktır. ECB’nin başlatmış olduğu parasal genişlemenin etkisiyle euro/usd paritesi 1/1 seviyesine yaklaşmış olması bu toparlanmayı hızlandırabilir. AB bir anlamda kendi para biriminde USD’ye karşı devalüasyon yapmış oldu.

Rusya ise Ukrayna sorunları yüzünden Abd ve Ab’den yediği ambargolar sebebiyle oldukça zor durumda gözüküyor, gelirlerinin büyük kısmını petrolden sağlayan Rusya son altı ayda %50 civarında azalan petrol fiyatları yüzünden bu sene ekonomik olarak küçülecektir.

Çin ise son birkaç yıl yakalamış olduğu yüksek büyüme hızının bu sene altında kalacaktır. Fazla sayıda insan gücünün getirdiği ucuz emek ve inşaat ile bir kısmı dış kaynaklı imalat sektörünün getirmiş olduğu ani büyüme henüz tam olarak çözülememiş bürokratik, siyasi ve finansal sistem sorunları yüzünden yavaşlamıştır.

Japonya son dönemde mücadele ettiği deflasyonu yine parasal genişleme yaparak ve tüketimi canlandırarak aşmaya çalışıyor. Bir ölçüde başarılı olduğu gözüküyor ve Abd’de ile Almanya’dan sonra işlerin en çok Japonya’da yolunda gittiğini söyleyebiliriz.

Türkiye yukarıda özetlenen koşullar içinde aslında çok ilginç bir durumda bulunuyor. En büyük riski olan cari açık sorununa petrol fiyatlarında düşüş müthiş faydalı olmuştur, dolar kurunda yükselişten diğer gelişmekte olan ülkelere göre daha az etkilenmişti ve bist100 rekor kırmaya doğru gidiyordu ancak Cumhurbaşkanı’nın merkez bankasına alenen müdahale etmesi ve baskıyı sürdürmesi sonucunda önce finans piyasalarında algı sonra ekonomik göstergeler bozuldu, yabancı sermayenin ürkerek ülkeden çıkmaya başlaması ile yerli yatırımcının da morali bozuldu. Dolar kuru aşırı düzeyde yükseldi ve dalgalanmaya bırakıldı. Bundan sonra merkez bankasına olan güvenin derhal tesis edilmesi ve asla müdahale edilmemesi gerekiyor. En büyük kazanımı olan coğrafi konumunun sayesinde Türkiye büyük bir hata yapmazsa dünya genelinde yaşanan ekonomik değişimlerden zarar almadan hatta yarar sağlayarak çıkabilir. En büyük ihracat yaptığı AB’nin bu seneden itibaren toparlanacak olması Euro’nun TL karşısında daha fazla değer kaybetmemesi koşuluyla faydalı olacaktır. Euro/TL daha fazla değer kaybetmez çünkü Abd, USD/EURO’nun 1/1 seviyesinin altına gelmesine izin vermeyecektir. Parite 1,1-1,2 aralığına oturur sanıyorum. Fed’in faiz artırımı kademeli olarak gerçekleşecektir çünkü doların dünya genelinde daha fazla hızlanarak değerlenmesi artık ABD’nin işine gelmez. Türkiye’de dolar kuru Fed’in makul miktarda Haziran ayında faiz artırımını satın almış durumdadır. Dolar kuru 2,7 seviyesini aşmayacaktır ve 2,55 civarında kendisine yer bulur sanıyorum. Türkiye, kamunun neredeyse sıfır borçlu durumu, Sayın Babacan ile konusuna hakim uzman kadrosu ve dinamik özel sektörü ile önümüzdeki seçim riskine rağmen ekonomisini büyütmeyi normal koşullarda başaracaktır, tek engel siyasi arenada gerçekleşebilecek olağan dışı bir çalkantı olabilir.

 

Türkiye eğer siyasi olarak içeriden kişilerin bireysel egolarına dayalı ciddi bir darbe almazsa dünyanın parlayan yıldızı olmayı güçlenerek sürdürecektir.